Düzenaynı zamanda çocuk (lar) ve ebeveyn (ler) arasında bir anlaşma yöntemidir. Mesela çocuk sabah kalkar kalkmaz el yüz yıkamaya, eve gelince elini yıkamaya, akşam yatarken dişlerini fırçalamayı düzeninin bir parçası haline getirirse, bunları defalarca söylemenize gerek kalmaz. Bir de üstüne bir sonraki adımı tahmin eder. Yada günde 3 öğün doğru düzgün yiyin, aralarda da atıştırın diyor. Biraz da insanlardan olumsuz tepki almamak için galiba, hiçbir uzman azıcık aç kalın demiyor. Çocuklara da aslında çok az miktar bir yemek yettiği halde, çevreden ve kültürden etkilenerek zorluyoruz malesef. Açlık aslında sağlığa zararlı bir şey Sorunlubir aile ve birbirine sarılıp sığınan iki çocuktuk biz. Onu hep kendime çatı olarak görür, altına sığınırdım bu iğrenç gökyüzü üzerime ne yağdırıyorsa korunmak için. Sanırım ailemin yaşamış olduğu dramlardan bu sebeple kolum kırık, yetilerim kırık, kalbim kırık; ancak ölmemiş olarak çıktım. 04.01.2019. Son zamanlarda ailelerin sıkça sorduğu ve aile içinde anne baba arasında problem yaşatan konulardan biri çocuklarının doyumsuz olduğuyla ilgilidir. Peki çocuklar doyumsuz olur mu? Doyumsuzluğa yol açan şey nedir gelin hep birlikte bunlara bakalım. Modanın sürekli değişmesi, teknolojinin hızla gelişmesi, sosyal düşünmekten ağrıdı saçlarım, seyreldi sakalım. su tutmadı ağacım otsuz toprakta, kurudu dalım. beni benden ettin, bunları okumasan da çabuk dön yarım. hadi oralarda rahat uykular, iyi geceler dilerim balım. ay aldım güzelim şiiri iyice maniye dönüştürdüm, valla malım. Gönderen Unknown zaman: 18:23 3 yorum: TNFYw. Haberler > Hep Aynı Şeyleri Görmekten Sıkılanları İlginçliğe Doyuracak Birbirinden Acayip 19 Yeni Görsel - 0915 Geçen haftaki içeriğimize de göz atmayı unutmayın 1. "Ellerim ne kadar kirlenirse kirlensin yaram asla kirlenmiyor." 2. "Biriken toprağın içinde tohum yeşermiş!"😱 3. Kendiliğinden pikselli duş kabini 4. Kalp şeklindeki çilek 5. "Kızımın balığının bıyığı var." 6. Farklı renklere sahip bu yaprak 7. "Gittiğim otellerde çok farklı havlu katlama tekniği gördüm ama bu en tuhaf olanı..." 8. "Köpeğimin patisinde fazladan parmak var." 9. İki uçlu yaprak 10. "Soğanın içinden soğan çıktı." 11. Bi' tuhaf uzunluktaki bu yumurta 12. "Dün arkadaşlarla halı sahaya gittik. Düştüğümde oluşan yara kalp şeklinde!😍" 13. Uzun süre güneşte kalan biberin uğradığı değişim 14. "Kaktüsüm çiçek açmış!"😍 15. Boynuzlu domates 16. "Aldığım muzun içinden bir muz daha çıktı." 17. Sadece bir tarafı güneş ve su gören bu yaprak 18. "Kedimin patisinde farklı renkler var." 19. Ve son olarak albino bir ağaç Bu içerikler de ilginizi çekebilir koruma, kollama, sahip cikma, ustune titreme, korkma, endise etme, uzulme, sevinme, cildirma, zamani geldiginde herkese bir kulp takma, herseye karisma ...vb duygularin bir kiside anne olmasina muteakip ortaya cikma durumudur... butun bu duygular normal olarak cok yogun hissedilir...bir anne bu duyguyla akliniza gelemeyecek incelikleri ve sabri gosterebilir... o nedenle kutsaldir...neler yapilabilecegine dair ufak bir ornek icinbkz 11851730 anne olmadan anlaşılamayan şeymiş, hep öyle denir malum. dolayısıyla bilenlerin bilmeyenlere anlatmasının pek bir faydası yoktur. hele hele bir de anne olmayı isteyen ve düşünen birine anlatılıyorsa heyecana dönüşebileceği gibi her an anne olmaktan korkma duygusuna da dönüşebilir 52 yaşında, birkaç çocuk ve onlardan da epey bir torun sahibi bir bey'e, her yanına gittiğinde; hala kaşıkla yoğurt yediren annenin güzelliğidir. her zaman evladın anneye hissettiği duygulara kıyasla daha üstün görülen duygu. babalık duygusu için de aynı şey geçerli. anne-baba çok sever, evladın hisleri onlarla yarışamaz asla, böyle görülür. halbuki şunu anlayamıyorlar; sen defalarca anne-baba olabilirsin, aynı duyguyu çok defa yaşayabilirsin. oysa ben o hisleri bir daha asla yaşayamam, hele ki bir başkasıyla asla. ben gelmişim 30 yaşına, babam şimdi 3 yaşındaki kardeşimle birlikte yaşadıklarımızın çok benzerini yaşıyor. aynı değil tabii ama ona yakın. gıpta ve özlemle bakıyorum, çok kıskanıyorum babamı. hayır kardeşimden kıskanmıyorum. benim 25 yıl önce yaşadığım ve bir daha asla yaşayamayacağım bir şeyi o tekrar yaşayabiliyor, 25 yıl sonra bir pazar sabahı minik evladını kucağına yatırıp film izleme keyfini o tekrar yaşıyor. ama ben bir daha asla babanın kucağına sığınıp film izleme keyfini yaşayamayacağım, istesem de o hissi bir daha asla bulamayacağım. bunu çok kıskanıyorum. anne baba olmak kutsal ve değerli bir şey ama çocuk yapmak çok da zor değil yani. tekrar çocuk olmak... işte o çocuk sahibi olmak isteyip fizyolojik sorunlar nedeniyle yapamayanları tenzih ederim. bi babalık duygusu ile kıyaslanamayacak kadar yüce bi duygu olsa da, bu kıyaslamadan yola çıkılarak tanımlanabilecek bir duygudur. zira bazı şeyleri tanımlamak için gözle görülenlerden örneklemeler baba için, çocuğunun ölümü kendi ölümüdür. mezar taşına xxxx oğlu/kızı yyyy. bu ataerkillik geleneği değildir bence. bir anne için çocuğu, onun vücudundan kopmasına rağmen yaşayan bi baba için bu tür bi bağ yoktur. sadece bir adet sperm kadar katkısı vardır. öyle midir gerçekten?babam ve oğlum'dan bahsetmiyorum bile. harry potter hayranı değilim ama seriyi izlemiş biri olarak, cedric'in ölümünde babasının o sahnesi gözümün önünden silinmez. hiçbir şey değil, bi o sahne...anne sinirlenir, kızar, terlik fırlatırher zaman tam isabet, üzülür.. bazen üzüldüğü için, bazen de sinirlendiği için ağlar. gerçekten duygusaldır. zaten kadın duygusaldır bi de anne-çocuk ilişkisinde zaten annenin duygusallaşması doruk yapar ama baba öyle değildir. ya hissetmez? ya da belli bilmem, ama babamın yüzü buruştuğunda dahi gözlerim dolar. genellemenin mına koymak suretiyle, "her kadının yaşaması gereken şey"dir diyebilirim bunun hakkında...tıpkı gerçek aşk gibi, tıpkı gerçek orgazm gibi... "her insanın yemek yemesi lazımdır" der gibi...üstelik tanımlanmış bir "aile" kavramını da asla öngörmüyorum bunu söylerken...lezbiyen olan ve sperm bankasından hamile kalan arkadaşım da var, aynı cinsel yönelime sahip olup evlatlık olarak bir bebek alan da var... öyle bişey ki, başına gelince "hah buymuş" diyorsun.. tıpkı yukarıda örneklediğim diğer şeyleri yaşamadan öngöremeyeceğin bir tatmin ve tamamlanmışlık hissi...bu süreç muhtemelen doğumla başlıyor. bildiğim nadir örneklerde, sonradan müteakip aylarda başlayabiliyor. ama başlamayanını görmedim*çok da takmamak lazım, eşeyli üreme sürecinin saklı bilgisi genlerimizde olduğu, içgüdülerimiz bizi yönlendirdiği müddetçe su akar yolunu bulurbenimkine dirsek teması eden bir hikaye, bi de; çok kaptırmamak lazım. ezbere "annecilik" oynamaya, evcilik oynamaya hiç gerek süreç hepimizde gerektiği şekilde kurgulamış zaten bunu. üstüne öğretilmiş annelik bindirmeyiniz,motor hararet yapar...edit dur la, sonradan aklıma geldi. 2 arkadaşımın annesi muhtemelen ileri derece narsisistik kişilik bozukluğu sahibi kişiler. söylememe gerek yok, bunlar tam bir "kabus anne" oluyor. bu tip kişilik bozukluğu sahibeleri için geçerli değildir yukarıda yazılanlar. siz mümkünse üremeyin anacım. tşk kib öptm kadınlara verilen en güzel tatmadığı bir duyguya özlem duyar mı ya...? kesinlikle içgüdüsel! özellikle belli bir yaştan sonra gittikçe çok bunun için iyi ki de kadın olarak yaratılmışım diyorum.` bebek büyüdükçe, daha çok göz teması kurmaya başladıkça, fiziksel değişiminin aydan aya nasıl gerçekleştiği gözlendikçe nasıl bir his olduğu daha iyi anlaşılan duygu. doğumun hemen sonrası en yoğun yaşandığı dönem değildir yani. zamanla artar. anne olmadığım halde dün akşam ilk defa tam olarak algılayabildiğim duygu. saygısız, düşüncesiz, duygusuz bir insan değilim hatta anneme karşı duyduğum sevgiyi, şefkati hep gösterir yorulmasına asla dayanamam. her fırsatta en değerlim olduğunu, canımdan çok sevdiğimi ona hissettiririm. ama tabi ki her insan gibi benim de ufak tefek yanlışlarım oldu; bunların arasından bir tanesi çok büyüktü hatta hayatımı etkileyecek düzeyde diyebilirim. gerçi bu yanlışı ona yapmadım kendime yaptım ama onun bunu öğrendiğinde bana karşı yansıttığı gözlerindeki hayal kırıklığı onun canını ne kadar çok acıttığımı anlamamı sağladı. onun canı ben zarar gördüm diye acımıştı benim içim acıyor diye acımıştı. ama sonra kendi acısını içine gömmüş bana ayakta durmam için destek vermiş, geriye bakmamam, unutmam, mutlu olmam için elinden geleni yapmıştı. ve bu hep böyle oldu; küçük büyük tüm mutsuzluklarımda sırf ben üzülüyorum diye kendi de üzüldü. bu durum benim çok tuhafıma gidiyordu. onun bir sorunu olduğunda ben de üzülüyordum ama onunki gibi değildi sanki bir şeyler eksikti. sanki onun kadar üzülmüyordum ben onun kadar umursamıyordum. onun bu durumunu duygusallığına beni çok sevmesine bana çok bağlı olmasına bağlıyordum hep. ta ki dün anneannemin de annem için aynı şeyleri hissettiğini anlayana kadar. anneannem gelmiş 80 yaşına; tansiyon, şeker, dolaşım bozukluğu gibi kronik hastalıkları var; hiç hali yok kadıncağızın. dün öğlen evde annemin moralini çok bozan bir olay oldu. anneannem de o sırada bizde olduğu için olaya şahit oldu. anneannemin anneme bakışlarından aynı şekilde üzüldüğünü fark ettim ve o zaman anladım ki; bu canın yandığında onunki seninkinden daha fazla yanıyor ya işte bunun adı annelik duygusu. bazı kadınlara suçluluk duygusu ile paket halinde gelen kadar iyi bir anne olursam olayım, ne kadar mutlu bir çocuğum olursa olsun, içimin çok derininde bir yerde "yetersizlik" çanları çalıyor sürekli. karnı doydu mu, belki de az yedirdim? aç mı yattı şimdi bu çocuk? sahiden mutlu mu acaba? ara sıra onu üzüyor muyumdur? ona güven verebildim mi, bana güveniyor mudur? bu ve bunun gibi zilyonlarca soru kafamın arkaplanında sürekli, ama sürekli bıdır bıdır yiyor beynimi. yavrucağım gayet mutlu yerde oyuncaklarıyla oynarken ben de yanındaki koltuğa oturup iki satır gazete okusam, kıçıma diken batıyor sanki; "kalk çocuğunla oyun oyna, tembel kadın, ne biçim anasın sen" diye başlıyor, deliricem. hiçbişey yapamıyorum...sürekli ve sadece onunla ilgilenmek istiyorum, ilgilenmezsem içim şişiyor böyle saçmalıyorum, hiçbişeye aklımı veremiyorum. okuduğum gazeteyi bile anlamıyorum. bence hamileler için doğum kursuymuş, efendim bebek bakım dersleriymiş filan bıraksınlar. onu nasılsa annaneler babanneler kompanse ediyor. şu analıkla gelen vicdan azabına hazırlasınlar hamileleri. "neye elini atsan, çocuğumla ilgilenmek yerine bu işi yapıyorum diye yüreğin sıkışacak" desinler deselerdi en azından hazırlıklı olurdum.. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. 2 sene ago 0 yorumGeçmişin Tekrar Etmesi… Neden Hep Aynı Şeyler Benim Başıma Geliyor?Neden?“İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek içinse uyandırmak gerekir…”Tolstoy“Neden hep terk ediliyorum?”“Neden hep aldatılıyorum?”“Neden hep beni üzen ve değersiz hissettiren kişilere denk geliyorum?”“Neden çok çabalamama rağmen başarısız oluyorum?“Neden bunlar hep benim başıma geliyor?”“Neden …..?” diye sıralayabileceğimiz daha birçok problem… Bu gibi soruları kendinizi sık sık soruyorsanız; bunun cevabının yaşamınızın ilk yıllarında saklı olduğunu tohumları atılmış olan olumsuz otomatik inançlarımız bu durumu yaratıyor konuyla ilgili çözülmemiş travmanız veya bitirilmemiş işleriniz olabilir. Yani geçmiş geçmişte kalmayıp bugüne de taşınır. Bugün yaşananlar çoğunlukla geçmişin bir hangi geçmişimiz bizim bugünkü davranışlarımızı etkiliyor? Neden?Şu anda tecrübe ettiğiniz çoğu şey 0-7 yaş aralığında başınıza gelenlerle şekillenmiş inançlarınızın bir sonucudur. Kişinin iç dünyasını meydana getiren düşünceler, duygular, inançlar bu yaşlarda oluşuyor. Kişi büyüdüğünde, ruhunun bilince ulaşamayan bölümü yani bilinçdışı, çocukluk döneminin duygusal ortamını yeniden yaratma eğiliminde oluyor. İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış mı diye bakmadan o duyguları yeniden yaşayacağı ortamı yaş öncesi travmalar genelde hatırlanmaz. Ancak bu travmalar iç dünyamıza gömülür. Aklıyla, iradesiyle, bilinciyle o travmayı unutur; fakat bilinçdışı unutmaz. Bilinçdışı kişiye şunu söyler “Geçmişte çözemediğin bir travma vardı, artık onu çözebilecek akıldasın. Aynı duyguyu yaşaman için uygun bir ortam var. Sana aynı sahneyi tekrar yaşatacağım, eğer çözemezsen aynı sahneyi yeniden yaşatacağım, yine çözemezsen yine yaşatacağım…”Sahnenin tekrarlanması bilinçdışının “Geçmişi çöz ve geride bırak.” Demesidir; kişi ise acılı acılı “İste yine yeniden.” Der. Kişi çocukluğunda yaşadığı travmada karşısındaki kişinin rolünü bugün var olan kişiye daha 4 yaşındayken annesi ile babası ayrılmış, babası evi terk etmiş olan kız çocuğu kendini terk edilmiş hisseder ve “Terk edildiğime göre bir hata yaptım, terk edilmeyi hak ettim.” Gibi travmadan kaynaklanan düşünceler kişide “değersizlik, eksiklik, suçluluk” duygularını tabuta koyar. Büyüdüğünde bilinçsizce ya hep kendini terk edecek adamları seçer ya da ne yapar ne eder adamın kendisini terk etmesini sağlar. Amaç tabuta gömülmüş terk edilmişlik hissini yeniden küçücük bir çocukken annesi tarafından sürekli aşağılanan, ezilen, annesinin bağırmalarına maruz kalan, ne yaparsa yapsın işe yaramaz bir velet olduğu hissettirilen erkek; büyüdüğünde kendini aşağılayacak kadınları seçer; ya da aşağılayacak patronları, kendini aşağılayacak arkadaşları…Geçmiş yaşandı bitti. Geçmişi değiştirmek mümkün değil. Oysa geçmişte takılı kalmış olan ruhunuzu oradan kurtarırsanız bugünü değiştirmek ve güzelleştirmek terk edilen, aşağılanan, hep tacize uğrayan… hep aynı şeylerin başınıza gelmesi aktarımınızın farkına varıp uyanmanız için bir çağrı; ister kendi kendinize, ister kişisel gelişim kitapları okuyarak, ister psikolojik destek alarak… Yeter ki geçmişe dair kendi kendinizi cezalandırmayı kesebilin…Bireysel Danışmanlık, Çift Danışmanlığı ile alakalı paylaşımlarımı instagram hesabımdan Küçükköy, Eyüp ve çevresinde danışmanlık hizmeti almak için benimle iletişime geçebilirsiniz. Etiketler Ağır Depresyon Belirtileri Nelerdir, Anksiyete ve Kaygı Bozukluğu, Aşk, Ayrılık, Bireysel Danışmanlık, Bireysel Psikolojik Danışmanlık, Danışmanlık, Depresyon, Destek, Gaziosmanpaşa Psikolog, Geçmiş, hayat, Hayır Diyebilmek, Psikolojik Destek, Terk Edilme, Travma, Yaşam Önerileri Kategoriler Yaşam Önerileri

çocuğum hep aynı şeyleri yiyor